Santa Marta Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı neyi başardı?

Çin ve ABD’nin katılmadığı konferans, fosil yakıtlardan çıkışa odaklanan ilk özel toplantıya tanıklık etti. İlk adım atıldı; başarı ise sonraki sürece bağlı.

santa-marta-fosil-yakitlardan-uzaklasma-konferansi-ana-gorsel

2 bini aşkın katılımcı, 20’den fazla diyalog alanı ve yaklaşık 60 ülkeden temsilcinin yer aldığı “Fosil Yakıtlardan Uzaklaşmaya yönelik Konferans” petrol, gaz ve kömür bağımlılığının sona erdirilmesine ilişkin küresel tartışmalar açısından bir başlangıç noktası oluşturuyor. 24-29 Nisan 2026 tarihlerinde Kolombiya’nın Santa Marta şehrinde gerçekleştirilen konferansta başlangıç niteliğinde bir yol haritası, yeni uluslararası işbirlikleri ve geçişin artık bir tercih meselesi olmadığı, ancak uygulama bakımından henüz emekleme aşamasında olduğuna dair artan bir uzlaşı ortaya konuldu.

Altı gün süren konferans, akademi, parlamentolar, halklar, yerel/alt-ulusal yönetimler, sendikalar, özel sektör ve uluslararası kurumlar şeklinde yedi ana eksen etrafında örgütlendi. Burada geliştirilen öneriler şimdi siyasi karar alma süreçlerine taşınacak. Kolombiya Çevre Bakan Yardımcısı Irene Vélez’e göre süreç, halk meclislerinden teknik oturumlara uzanan geniş bir katılıma sahne oldu. Vélez ayrıca, Kaliforniya gibi alt-ulusal aktörlerin katılımının, enerji dönüşümüne ilişkin tartışmaların artık ulus-devletlerle sınırlı olmadığını, çok katmanlı bir yönetişim alanına yayıldığını gösterdiğine dikkat çekiyor. 

Etkinliğin eş-organizatörü olan Hollanda’nın İklim ve Yeşil Büyüme Bakanı Stientje van Veldhoven, “dünyanın toplam gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yüzde 30’unun yanı sıra küresel fosil yakıt tüketiminin de yaklaşık yüzde 30’unu” temsil eden ülkelerin katılımının, konuya yaklaşımda anlamlı bir değişime işaret ettiğini belirtiyor. Van Veldhoven’a göre “bu değişim sadece yenilenebilir enerji payının artırılmasına veya enerji verimliliğinin geliştirilmesine yönelik olmayıp, fosil yakıtlardan çıkışı hedefleyen yapısal bir geçişi de kapsıyor”. 

Küresel GSYH’nin ve fosil yakıt tüketiminin yaklaşık yüzde 30’unu temsil eden bu oran sürecin hem gücünü hem de sınırını oluşturuyor: Zira bu konferansın Çin ve ABD’nin katılımı olmadan gerçekleştiğini unutmamak lazım. World Resources Institute (WRI) Finans ve Özel Sektör Direktörü Nick Robins’e göre bu bir eksiklik değil, aksine bir imkan oluşturuyor: “Büyük kirleticiler olmadan, yani Çin ve ABD olmadan da büyük değişimler yaratabiliriz.” Robins ayrıca bu konferansı COP’ların dinamiğinden niteliksel olarak farklı bir deneyim olarak tanımlıyor: “COP’a gittiyseniz bilirsiniz, devasa ama çok yavaş ilerleyen bir süreçtir. Burası ise bambaşkaydı. Petrol ve gaz lobisinin olmadığı, Chevron’un ve Teksas şirketlerinin bulunmadığı bir iklim toplantısından bahsediyoruz.”

Heinrich Böll Vakfı Bogotá Ofisi Direktörü Evelyn Hartig, konferansı “büyük bir başarı” olarak nitelendiriyor. Hartig, yaklaşık 60 ülkeden bakanların, 40’a yakın parlamenterin, 400 bilim insanının ve 1500 sivil toplum ve etnik grup temsilcisinin katılımının “tarihi bir ivme” olduğunu vurguluyor ve önemli bir ekonomik veriye dikkat çekiyor: Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) 2025 raporuna göre, dünya genelinde uygulamaya geçirilen yenilenebilir enerji projelerinin neredeyse yüzde 91’i, yeni fosil yakıt yatırımlarına kıyasla daha yüksek düzeyde ekonomik verimlilik sunuyor. Yani enerji dönüşümü artık sadece ahlaki bir zorunluluğu değil, ekonomik bir gerçekliği de yansıtıyor.

Toplantıya katılan Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, konferansı daha geniş ve daha sert bir siyasi çerçeveye yerleştiriyor. İklim kriziyle mücadelenin yalnızca bilimsel değil, derinlerde politik bir mesele olduğunu vurguluyor. “Ne zaman bir zorlukla karşılaşsak, mevcut güç ilişkilerine karşı örgütlü bir toplumsal ve siyasi direnç de eş zamanlı olarak yeşeriyor,” diyen Petro, petrol lobisine işaret ederek, önceki müzakerelerde, iklim krizinin yüzde 75’inin fosil yakıt çıkarılması ve tüketilmesinden kaynaklandığını söyleyen bilimsel rapor paragrafının resmî metne dahil edilmesinin bile bu yapılarca engellendiğine dikkat çekiyor.

Bilim Kurulu: En önemli kazanım

Uzmanlara göre konferansın en somut ve kalıcı çıktısı, 25 Nisan’da düzenlenen ve 500’den fazla uzmanın katıldığı Akademik Diyalog oturumunda ilan edildiği üzere, Küresel Enerji Dönüşümü Bilim Kurulu’nun (SPGET) oluşturulması oldu. 

Kurulda, Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü (PIK) Direktörü Johan Rockström ve uzun yıllardır Amazon havzası üzerine yürüttüğü çalışmalarla tanınan Carlos Nobre gibi alanın önde gelen isimleri yer alacak. Evelyn Hartig, bu uzman grubunun şimdiden 12 acil eylem başlığı belirlediğini ve kömür, gaz ve petrolden çıkış planı hazırlayan hükümetlere bilim ve adalet konularında danışmanlık sunacağını belirtti. 

WWF-Kolombiya (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Uluslararası İlişkiler Direktörü Ximena Barrera ise bu konferansın genel kapsamlı taahhütlerden uygulama geçişte bir dönüm noktası oluşturduğunu ve COP30 başkanlığı olarak Brezilya’nın yıl sonunda Türkiye’ye sunması beklenen yol haritasına önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Barrera’ya göre bu konuda başarı, iklim konusunda gerçekten kararlı ülkelerden oluşan bir koalisyon, bilime dayalı net yol haritaları içeren kapsamlı bir rapor ve işbirliği ile somut eyleme dair güvenilir sinyaller üzerinden ölçülecek. 

Zaten bu konferans başından beri tek seferlik bir etkinlik olarak değil, yıllara yayılabilecek bir sürecin başlangıcı olarak tasarlanmıştı. Tek bir etkinlik yerine süreklilik arz eden uluslararası bir süreci memnuniyetle karşılayan Hartig, bunu toplantının en büyük kazanımlarından biri olarak görüyor. 2027’de yapılacak ikinci konferansın organizatörlüğünü ise Tuvalu ile İrlanda birlikte üstlenecek. Böylelikle, yürütülen tartışmalar, Pasifiklerde yer alan ve varlığı doğrudan küresel emisyon politikalarına bağlı küçük bir ada ülkesi olan Tuvalu’ya da taşınmış olacak. 

Doğal Kaynak Yönetimi Enstitüsü (NRGI) Latin Amerika Direktörü Ana Carolina González ise kritik bir uyarıda bulunarak, sonraki aşamalar için en önemli ihtiyacın mevcut katılımcı çevresinin genişletilmesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda Ecopetrol gibi devlete ait petrol şirketlerinin de sürece dahil edilmesi gereğini hatırlatan González, fosil yakıtlardan çıkışa dair tüm yol haritalarının merkezinde bu şirketlerin dönüşüm süreçlerine tam katılımının sağlanması gerektiğini vurguladı. 

santa-marta-fosil-yakitlardan-uzaklasma-konferansi-2.gorsel

Eksik kalan şey: metinlerin ötesinde gerçek taahhütler

Konferansın ardından uzmanlar ve sivil toplum şu hususta hemfikir: Hazırlanan rapor yahut bilim kurulu bağlayıcı olmayıp, ikisi de istişari bir nitelik taşıyor. 

Latin Amerika İklim Eylem Ağı (CANLA) Adil Geçiş Sorumlusu Laura Restrepo “ulusal ve uluslararası ölçekte toplumsal hareketlerin politik bir başarısı” olarak gördüğü konferansta, fosil yakıtların açıkça anılmasının dahi başlı başına önemli bir ilerleme olduğuna, zira uluslararası kurumların bundan genellikle kaçındığına işaret ediyor. Yeterli siyasi irade sağlanması halinde konferansın bir izleme mekanizması kurabileceğini dile getiren Restrepo, ayrıca fosil yakıtlara ilişkin bir anlaşmaya zemin hazırlayabileceğini, yatırımcı-devlet uyuşmazlıkları çözüm modelinden (ISDS) çıkılmasını teşvik edebileceğini ve COP30 başkanlığına somut engel ve çözümleri içeren bir rapor sunabileceğini de ekliyor. Bu doğrultuda Hartig de, çeşitli devlet ve sivil toplum aktörlerinin Fosil Yakıtların Yayılmasını Önleme Anlaşması için müzakerelerin başlatılması yönünde baskı oluşturmasını güçlü bir kazanım olarak değerlendiriyor. 

Polen Transiciones Justas adlı sivil toplum kuruluşunda enerji dönüşümü finansmanı alanında çalışan Leonardo Rojas, konferansın başarılı sayılabilmesi için üç koşula işaret ediyor: fosil yakıtlardan çıkış planı benimseyen ülkelere kaynak sağlayacak somut ekonomik önlemler alınması; fosil yakıt şirketlerinin çevresel sorumluluktan kaçmasına imkan sağlayan tahkim mekanizmaları ve birtakım ülkeleri ekstraktif faaliyetleri sürdürmek zorunda bırakan uluslararası borç yükleri de dahil olmak üzere uluslararası finansal sistemin reformdan geçirilmesi; ve son olarak, ülke ve bölge düzeyinde sağlamlaştırılmış üretim dönüşüm planları ile yeni ekonomileri güçlendirmeye yönelik teknoloji işbirliği anlaşmaları yapılması. Rojas’a göre bu üç koşul konferansın başarısını belirleyecek. 

santa-marta-fosil-yakitlardan-uzaklasma-konferansi-3.gorsel

Greenpeace Kolombiya Kampanya Koordinatörü Laura Caicedo’nun net bir şekilde özetlediği gibi, “Santa Marta bir bildiri toplantısından ibaret değildi. Gerçekten harekete geçmek isteyen ülkelerin kurduğu bir dayanışmaydı. Dünya söylemler ile eylemler arasında sıkışıp kalmışken, bu girişim daha fazla hükümeti sürece dahil etmeyi amaçlıyor.”

Santa Marta’dan geriye, önümüzdeki aylarda cevaplanması gereken bir soru kaldı: Hükümetler evlerine döndüklerinde somut ulusal taahhütler açıklayacak mı, yoksa altı günde biriktirilen enerji ve sinerji sessizce dağılıp gidecek mi? WWF Kolombiya’dan Barrera’nın sözleriyle, “Mesaj ortada: Dönüşüm ancak etkili bir katılım ve gerçek çözümlerle mümkün olabilir.” Fakat mümkün demek, kendiliğinden olacak anlamına gelmiyor. Asıl hikaye de tam burada başlıyor: Fosil yakıtlardan uzaklaşılmasına adanmış ilk büyük küresel buluşmanın mirası tam da bu ayrımda şekilleniyor. Ve Santa Marta’yı sarıp sarmalayan o sıcak ve yoğun atmosfere rağmen, sürecin nereye evrileceği henüz netlik kazanmış değil.